6676

Charles Brush, Ohio eyaletinin Cleveland kentinde bulunan evinin arka bahçesinde kuyruklu yıldız görüntüsünü andıran 144 parçalı 4-tonluk rüzgar jeneratörü geliştirdi ve bunu zemin katında bulunan pilleri şarj etmek için kullandı. Bugünün teknolojisiyle kıyaslandığında 18 metre uzunluğundaki bu devasa rüzgâr jeneratörü oldukça verimsiz olmasına rağmen, mühendisleri daha iyisini yapmaya zorladı ve yeni bir endüstri başlattı.1890’da Brush’ın eserini haber yapan Scientific American, bir yandan doğanın en asi gücünü kullanabilmenin mutluluğuna değinirken, diğer yandan da sistemin pahalı olduğu uyarısını yapıyor. O zamandan bugüne, ABD’den Avrupa’ya gelişerek dünyanın dört bir yanını saran rüzgar sistemleri, maliyet açısından da giderek daha elverişli hale geliyor. Bunun başlıca sebepleri de kaydedilen teknolojik ilerleme, yapılan Ar-Ge çalışmaları ve yıllar geçtikçe sektörün sahada elde ettiği tecrübeler. Geçtiğimiz yıl, Avrupa Birliği’nde (AB) yenilenebilir enerji kaynakları arasında en uygun maliyetli rüzgâr santralleri oldu. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, 2015­2021 yılları arasında rüzgâr enerjisinde maliyetler yüzde 15 daha düşüş gösterecek.Rüzgârdan elektrik üretimi, 2000’lerde ciddi bir ivme kazandı ve dünya çapında kurulu güç 2015 sonunda 433 gigavata (433 bin megavat) kadar ulaştı. Uzmanlara göre doğru politikalar, rüzgar enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payını 2015’teki yüzde 3’lük seviyeden 2030 yılında yüzde 20’ye taşıyabilir. Rüzgarın küresel elektrik üretimindeki payının artması ise 3.3 milyar tonluk sera gazı salımının önüne geçilmesini sağlayabilir.

Son zamanlarda dünya devleri, nükleer enerjiden uzaklaşıp, rüzgâr gibi yenilenebilir kaynaklardan daha fazla faydalanmanın yollarını arıyor. Türkiye ise bu alanda dünyanın en büyük 10’uncu yeni rüzgar türbini pazarı olarak kendini geliştirmek istiyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV), yenilenebilir enerjinin, hem sürdürülebilir enerji politikaları, hem cari açık ile mücadele hem de Türkiye’nin içinde bulunduğu orta gelir tuzağından kurtulabilmesi için önemli fırsatlar sunduğuna dikkat çekiyor.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na göre Türkiye’de rüzgâr enerjisi potansiyeli 48 bin megavat (MW). İşletmede olan rüzgâr enerji santrallerinin kurulu gücü ise 2015 yılsonunda 4 bin 694 MW’a ulaştı. Son dönemde Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) bölgeleri ön plana çıkıyor. YEKA’larda devlet sahayı belirleyecek, ölçüm ve ihaleyi yapacak. Türkiye’de üretilmiş yerli türbin, kanat ve gövdeyle yerli ekonomiyi harekete geçirmek de hedefleniyor.

Türkiye’nin 2023 yılı enerji hedefleri arasında yenilenebilir enerji yöntemlerinin çeşitlendirilmesi ve arttırılması, stratejik planın oldukça önemli bir parçası. Rüzgâr enerjisinin 2023 yılında Türkiye’de üretilen enerjiye en az 20 bin MW katkı yapması hedefleniyor.Mevcut CO2 emisyonlarının azaltılması Paris anlaşmasının ardından küresel hedef olarak konulurken, mevcut elektrik şebekelerine yenilenebilir enerji kaynaklarının desteği, enerjinin daha verimli ve yönetilebilir olarak kullanılması konularının daha da önem kazanacağı anlaşılıyor.Günümüzde GE gibi üretici firmalar, rüzgâr türbinlerini yeni teknolojilerle geliştiriyor. Örneğin ‘Dijital Rüzgar Enerjisi Santrali’ olarak adlandırılan teknolojide, 2 megavatlık modüler bir rüzgar türbini dünya üzerindeki farklı coğrafyalara göre düzenlenebiliyor ve yazılımı sayesinde elektrik üretirken sürekli izlenebiliyor ve optimize edilebiliyor. GE Power & Water, bu teknolojinin bir rüzgar enerjisi santralinin üretimini yüzde 20’nin üzerinde artırabileceğini ve 100 megavatlık bir santralin yaşam süresi boyunca 100 milyon dolarlık fazladan bir değer yaratabileceğini açıklıyor.